Charles Melman Konferansı
Ödipal karmaşa kendisinde şunları barındırır: arzuya tamamen ulaşmak için çocuk en saf
aşktan, annesine duyduğu aşktan vazgeçmelidir. Bu arzuya ulaşmanın koşuludur.
Ödipal karmaşa kendisinde şunları barındırır: arzuya tamamen ulaşmak için çocuk en saf
aşktan, annesine duyduğu aşktan vazgeçmelidir. Bu arzuya ulaşmanın koşuludur.
Bu yazıyı Jean Marie Forget’nin “J. Lacan’ın yapıtını okuma seminerleri”nde sene boyunca çalıştığımız “Bilinçdışının oluşumları” V. Semineri üzerine yaptığı aynı başlıklı konuşmasının içeriğinden yola çıkarak kaleme alıyorum.
Jacques Lacan’ın Psikanalizin Etiği Semineri (1959-1960) üzerine bir okuma çalışması yapmak, bize hiç tereddütsüz cesur olduğunu söylememiz gereken, klinik pratiği deliğin yapısının ufkuna açan başka bir etik perspektif sunar.
Edebiyatın ve sinemanın alanında kendisine özel bir yer bulmuş olan düşüş teması, terapötik olarak farklı perspektifler gerektirse de ister fiziksel/gerçek isterse de metaforik anlamında kullanılsın, her hâlükârda nesnenin yerinin içinin boşaltıldığı (Jean Marie Forget) bir yas çalışmasına davet eder.
J. -D. Nasio’nun aynı adlı eserinden yenilenmiş baskısıyla Livera yayınevinden (2025, çev. Özge Soysal, Murat Erşen) çıkan bu kitapta J. Lacan’dan uzun yıllar boyunca süpervizyon almış, öğrencisi ve çalışma arkadaşı olmuş Nasio’nun kendi yalın ve canlı diliyle işlediği temel kavramları ele alacağız.
Kalem elimdeyken, parmaklarım klavyede dolaşırken içimde kıpırdayan o sesin sahibi kimdir
gerçekten? Bazen kendimi sözcüklerin içinde bulurum, bazen de onların ardında kaybolurum.
Psikanalizin etik buyruğu ve üstbenin sansürcü buyruğu arasındaki farkı belirtmemiz önemli, zira bu ikisi hem bir analizin gidişatında hem de kurumsal işleyişlerde birbirinden apayrı şeylere hizmet eder.
Nasıl bir bir-aradalık sorusu öznenin imkânsız karşısındaki konumlanışlarıyla ilişkilidir. Öznellik,
özneler-arasılık ve toplumsal bağ üçlüsünü birbirine bağlayan imkânsız, en yalın tanımıyla öznel ve toplumsal düzlemde merkezi bir boşluğun yapısal yazılışıdır.
Lacan’ın kuramının temel kavramlarının eklemlenişi üzerine yürüttüğümüz çalışma
perspektifimizi Lacan’ın 1957-1958 yıllarındaki V. Seminerinin okumasıyla sürdürüyoruz.
Bu atölye çalışması insan öznenin dilsel yapılanışa nasıl girdiğini ya da -otizmde olduğu üzere- neden ve nasıl bu yapılanıştan yoksun kaldığını Freud’un temel Taslak metnini referans alarak bir-aradalık mantığından itibaren çalışmayı amaçlamaktadır.