Anlatının Sınırında: Aşk ve Aktarım
Aşk üzerine bir anlatı, öznenin arzusuyla kurduğu ilişkinin izlerini taşır. Hatırlanan karşılaşmalar, başlangıç sayılan anlar ve geçmişe sonradan verilen anlamlar, anlatanın kendisini ve sevdiği kişiyi hangi konumlara yerleştirdiğini duyurur. Öte yandan aşk anlatıları, onları yaşayanların yokluğunda da dolaşımını sürdürür. Bir başkasının belleğinde, sesinde veya yazısında yeniden kurulan hikâye, geçmiş bir karşılaşmayı yeni bir muhataba taşır. Bu aktarılma sırasında korunanlarla unutulanlar, anlatılanlarla söylenemeyenler birbirine eşlik eder. Bir aşk anlatısını dinlemek, bu nedenle de öznenin arzusuyla kurduğu ilişkiye de kulak vermeyi gerektirir.
