Tematik Atölye: Psikanaliz ve Yazı
Psikanaliz ve yazı ilişkisini birlikte düşünmek, anlatının yalnızca dile gelenle değil, sustuklarıyla, ertelenenle ve boşlukla kurduğu bağı ciddiyetle ele alan bir etik konuma yerleşmeyi gerektirir.
Psikanaliz ve yazı ilişkisini birlikte düşünmek, anlatının yalnızca dile gelenle değil, sustuklarıyla, ertelenenle ve boşlukla kurduğu bağı ciddiyetle ele alan bir etik konuma yerleşmeyi gerektirir.
Bu atölye çalışması, gösterenlerin dolaşımda olduğu, “heteros” niteliğini bağrında taşıyan
Anlatısı olan bir mekân tasavvurundan itibaren, Freud’un Kitle Psikolojisi, Huberman’ın
Duyulur Kılmak, Bilge Karasu’nun Kısmet Büfesi metinlerinin kavşağında “mekân” üzerine
bir-arada düşünmeyi, çalışmayı hedeflemektedir.
Jacques Lacan’ın Psikanalizin Etiği Semineri (1959-1960) üzerine bir okuma çalışması yapmak, bize hiç tereddütsüz cesur olduğunu söylememiz gereken, klinik pratiği deliğin yapısının ufkuna açan başka bir etik perspektif sunar.
Edebiyatın ve sinemanın alanında kendisine özel bir yer bulmuş olan düşüş teması, terapötik olarak farklı perspektifler gerektirse de ister fiziksel/gerçek isterse de metaforik anlamında kullanılsın, her hâlükârda nesnenin yerinin içinin boşaltıldığı (Jean Marie Forget) bir yas çalışmasına davet eder.
J. -D. Nasio’nun aynı adlı eserinden yenilenmiş baskısıyla Livera yayınevinden (2025, çev. Özge Soysal, Murat Erşen) çıkan bu kitapta J. Lacan’dan uzun yıllar boyunca süpervizyon almış, öğrencisi ve çalışma arkadaşı olmuş Nasio’nun kendi yalın ve canlı diliyle işlediği temel kavramları ele alacağız.
Lacan’ın kuramının temel kavramlarının eklemlenişi üzerine yürüttüğümüz çalışma
perspektifimizi Lacan’ın 1957-1958 yıllarındaki V. Seminerinin okumasıyla sürdürüyoruz.
Bu atölye çalışması insan öznenin dilsel yapılanışa nasıl girdiğini ya da -otizmde olduğu üzere- neden ve nasıl bu yapılanıştan yoksun kaldığını Freud’un temel Taslak metnini referans alarak bir-aradalık mantığından itibaren çalışmayı amaçlamaktadır.
Bu atölye, yazı ve psikanaliz arasındaki derin bağları keşfetmeyi amaçlayan bir yolculuğa davet ediyor.
Bir dilden başka bir dile çeviri yapma (traduire) işi kelimenin tanıdık anlamıyla bir iş değil sadece. Çünkü söz konusu olan sadece önümüzdeki metni çalışmaktan ziyade, metnin de her seferinde bizi şaşırtması, zorlaması, araştırmaya itmesi ve gülümsetmesi anlamında bizi çalıştırması.
Klinik bir deneyim nasıl paylaşılır ve aktarılır? Mantıki zamanların serimlenişine göre yol alan bir aktarım ilişkisinin içinden çalışmak ne anlama gelmektedir? Üstelik de elimizde genelgeçer bir kullanma kılavuzu ve bu türden düşünsel bir konforumuz olmaksızın.